28 Mart 2012 Çarşamba

“ Kırmızı Halı’da Salvatore Ferragamo rüzgarı… ”


Jennifer Lopez, Dakota Fanning, Kate Beckinsale ve Jennifer Lawrence gibi ünlülerin kırmızı halıdaki çanta tercihi Salvatore Ferragamo oldu. Yıldızlar, katıldıkları törenlerde ön ve arka yüzü karung derisiyle kaplı, etrafı ise altın detayla çevrilmiş olan Salvatore Ferragamo portföyleriyle göz kamaştırdılar.

Dakota Fanning

Kate Beckinsale

Jennifer Lawrence

Jennifer Lopez

21 Mart 2012 Çarşamba

Johnnie Walker Black Night gecesi ünlü isimleri ağırladı


14-23 Mart tarihleri arasında Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen, Johnnie Walker sponsorluğundaki The Whiskey Festival kapsamında ‘Johnnie Walker Black Night’ gecesi düzenlendi. Geçtiğimiz hafta Sortie’de gerçekleşen partinin konuklarını yerel kıyafetleri içinde İskoçya’dan gelen gaydacılar karşıladı. Magazin basının da yoğun ilgi gösterdiği gecede caz müziğinin yeni ve eşsiz seslerinden Elif Çağlar konuklara unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşattı. Partiye Hande Ataizi, Gönül Yazar, Süleyman Kosif, Deniz Berdan, Efe Önbilgin, Zeynep Mansur, Pınar Esen, Cem Büyükhanlı, Bilge Öztürk, Arzu-Mehmet Kunt, Ezra Çetin, Deniz Murathanoğlu, Serap Tibuk, Emre Ertürk, Hakan Bali, Evren Kayar ve Burcu Hattat gibi cemiyet, sanat ve iş dünyasından ünlü isimler katıldı.

 Kimler vardı kimler :-))
 Arhan - Evren Kayar, Tamer Yılmaz 
Arhar Kayar, Süleyman Kosif, Esra Zarakol   
Arzu – Mehmet Kunt, Esra Zarakol   
Bahar Çakıroğlu, Daniel Storks 
Bilge Öztürk 
Cem Büyükhanlı 
Deniz Berdan   
Deniz Murathanoğlu 
   Efe Önbilgin
Emre Kütük, Timur Kunt    
Evren Kayar, Burcu Hattat 
   Ezra Çetin
 Gönül Yazar, Fikret Ercan    
Güntülü Menteşoğlu, Emre Ertürk 
Ömür Gedik 
   Onur Baştürk, Hande Ataizi
   Varol – Erol Kaynar
Zeynep Mansur, Pınar Esen 
Onur Baştürk, Neslihan Çeşmebaşı, Bahadır Demir, Tuğba Alptekin 
   
   
   


   

   
 

Türkler Saniyede 20 tweet Atıyor!

Monitera, Twitter’ın Hiç Bilinmeyen İstatistiklerini
Webrazzi Dijital’12 Konferansı’nda Açıkladı…

Son üç ay içerisinde atılan 150 milyonun üzerinde tweet’i inceleyen Monitera, birbirinden değerli sonuçlara ulaştı.
Sosyal medyada markalar hakkında yazılan içeriklere hızlı ve eksiksiz ulaşılmasını sağlayan Monitera, Türkiye’de giderek kullanım oranı artan Twitter’ı ve kullanıcılarını inceleyerek sektöre ışık tuttu.
Üç aylık bir çalışma ve 150 milyonun üzerinde tweet’in incelenmesi ile ortaya çıkarılan araştırma bugüne kadar Türkiye’de hiç yayınlanmamış Twitter bilgilerini ortaya koydu.
Rakamlarla Türkiye’de Twitter;
·         -Üyelerin 5.3 milyonu aktif olarak Twitter kullanıyor,
     -Günde 1.7 milyon Türkçe tweet atılıyor,
     -Türkiye’deki Twitter kullanıcıları saniyede 20 tweet atıyor,
     -Kullanıcılar en çok 21:00 – 22:00 saatleri arasında tweet atıyor,

-En fazla Tweet Cuma günü atılıyor,
-Türkiye’deki Twitter kullanıcılarının yüzde 53′ü erkek, yüzde 47′si ise kadın,
-Türkiye’deki ortalama takipçi sayısı 151,
-Tweetlerin yüzde 58′i İstanbul’dan atılıyor,
-En fazla tweet atılan iller listesinde yüzde 13 ile Ankara ikinci, yüzde 11 ile İzmir ise üçüncü sırada,
-Türkiye’deki Twitter kullanıcılarının yüzde 59′u mobil cihazları, yüzde 41′i ise internet sitesini kullanıyor,
-En fazla, kullanılan platformların başında yüzde 45′lik oranla BlackBerry geliyor. Yüzde 27 oranla iPhone ikinci, yüzde 14 oranla Android üçüncü sırada yer alıyor.
-Mesai saatleri içerisinde yüzde 52 oranla Blackberry kullanıcıları en fazla tweet atıyor.

Monitera hakkında detaylı bilgi için http://www.monitera.com adresi ziyaret edilebilir.

12 Mart 2012 Pazartesi

Neden Buna Hazır Değiliz?


Angelina evet sihirli iksirin sahibi hatta kazanına düşmüş, herkese woooww dedirttiren güzelliğe sahip ... Peki bu kadar mı ? Yani bilemiyorum artık bu durumun reklamı olur mu yada bazılarınız evet param olsa belki de çocuk yurdu gibi bir yer açar daha fazlasını edinirdim diyorsunuz. Bilmiyorum aslında orasında da değilim ben... Benim şu anda düşündüğüm şey hani arkasında durduğumuz hayvan hakları ve hayvan edinme durumu ile bu durum... Belki de kıyaslanmaz ama durup düşünüyorum bu kadar aç, kimsesiz ve sevgiye muhtaç çocuk varken neden buna cesaret edemiyoruz? Doğrusu büyük sorumluluk evet ama bence biraz da bu durumdan kaçıp hayvan edinirken eğer olmazsa bırakırım düşüncesi bana göre... Şu an ben yaparmıydım? Bilmiyorum...ama eminim ki eğer o durumda olsaydım hiç düşünmezdim bunun için...

Sizce gerçekten çok güzel kareler değil mi?



9 Mart 2012 Cuma

Adam gibi olan karşıma gelsin...

Ben fanatik bir Hakan Akkaya hayranıyım. Onunla freemag derginin 4. sayısı için röportaj yaptık çok da keyifliydi... Röportajı dergide okursunuz ben burada sadece Hakan'ın sosyal medya hakkındaki görüşünü yazıcam, çok hoşuma gitti çünkü:)

 
  Sosyal medyada ne kadar aktifsiniz ve sosyal medyanın yükselen gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Twitter ve facebook kullanıyorum. Benim için eğlence için üretilmiş platformlar sadece. Ama insanların gerçek hayatta gösteremedikleri cesareti, öfkeyi vb. bu platformlarda sınırsızca dışavurması, büyük bir zayıflık örneği gibi görünüyor bana… Eskiler der ya ‘adam olan karşıma gelsin’, onun gibi birşey:)

Bir Perşembe akşamı...

Dün akşam 3 magazin devi ve birkaç değerli celebrity'miz ile beraber Sunset'te yemekteydik. Yani mekanın en ağır topu bizim masaydı. Eee basının gücünü kimse inkar edemez herhalde değil mi :) Tahmin edersiniz ki konular sosyete ve cemiyet hayatına değmeden geçmedi...
Neler öğrendim neler ama söz verdim yazmayacağıma. Sadece küçük bir tüyo vermem gerekirse... Cumartesi gününü bekleyin. Türkiye'nin en zengin ve sansasyonel işadamlarından birinin yeni çıtır sevgilisini görceksiniz:)


Neyse... bu konuyu daha fazla uzatırsam ağzımdan bir şeyler kaçırabilirim. Yemekten sonra W Otel'deki Bora Uzer partiye uğradım. W Otel'in barında küçük ama dev bir sahne kurmuşlar. Bora hem DJ lik yapıyor hem de mikrofonla çaldığı parçalara eşlik ediyor, arkasındaki dev interaktif  ekran da Bora'ya... Tam 8 kişi çalışıyormuş o platformun arkasında.



Bora'nın kardeşi Tahsin organizasyonun en aktif şahıslarından biri. Türkiye'de mekanların değişikliklere ne kadar kapalı olduğunu, birer DJ koyarak kolaya kaçtıklarını ancak yeniliklere daha açık olmaları gerektiğinin altını çizdi. Tabi Bora Uzer ve ekibinin yaptığı müzik türü biraz maliyetli çünkü dediğim gibi sadece sistemin çalışabilmesi için perde arkasında 8 kişi vardı. Böyle olunca da hiçbir mekan elini taşın altına koymuyor tabi. W Otel yeniliklere açıktır biliyorsunuz. O nedenle de ben çok severim. Dün akşam ilk kez denedikleri showlarından herkes çok memnun kaldı. Çok genç, dinamik ve tatlı bir ekibi var Bora'nın. Kararlılar, Türkiye'ye bu sistemi sevdirecekler:)



Bu arada neredeyse unutuyordum. Partide duayen müzik adamlarımızdan İzzet Öz'ü görünce erovizyon parçamız ve Can Bonomo'yu nasıl bulduğunu sordum. Kendisinin ve M.F.Ö grubundan Özkan'ın favorisinin Bora Uzuner olduğunu ama Can'ın seçildiğini söyledi. Parçayı nasıl bulduğunu sorunca da "valla inanmicaksın ama hala tam olarak dinlemedim..." dedi. İzzet Öz'ün erovizyon parçamızı hala dinlememiş olmasına inanmak istemedim:))



..

7 Mart 2012 Çarşamba

Gül Gölge'yle ilgili merak ettiğim 2 şey...

Gül Gölge Saygı'yı çok seviyorum ve beğeniyorum. Boyunu, posunu, karakteristik yüzünü, stilini, cana yakınlığını. Birçok kişi soğuk ve mesafeli bulsa da bence sıcak ve samimi bir kadın o. Bir de kendine has bir tarzı var. İstemediği hiçbir şeyi yapmaz mesela. Biz de freemag dergi 5. sayı için röportaj yaptık. En çok merak ettiğim 2 sorunun cevabını da bekleyemedim buradan paylaşmak istedim:)


Kamera önü, ışıklar, meşhur olmak, övgü dolu sözler… Tüm bunları bir kenara bıraktınız ve evinizin kadını oldunuz. Özlemiyor musunuz  günleri?
Ben aslında televizyonda kamera arkasında çalışmak istemiştim:) O yüzden de lise yılarında sinema televizyon bölümünde okumak istediğime karar verdim ve kazandim. 4 senelik eğitimim süresince hem kamera önünde hem arkasında çalıştım. O yüzden hem ekran önünü hem arkasını özlüyorum, özlediğim zaman:)
Hep çalışan biri olarak böyle bir es vermek bana biraz zor geldi ilk başlarda. Ama hayat bir anda istediği gibi akıyor. Bu süreç icinde iki cocuk annesi oldum ve araları 18 ay:)
O süreçte bana en iyi gelen sey onların yanında olmak ya da istediğim an eve dönebilmekti. O yüzden çalışmayı hiç düşünemedim:)
Bir senedir rahatım. Büyük oğlum Ali anaokuluna başladı, Emir kendini kurtardı, ben de geziyorum artık:))
Evde kimin borusu ötüyor?
Beniiimmmmmmmm:) !!

Şimdilik bu kadar, röportajın devamını dergide okursunuz:)




.

İyi ki doğdun Doğuş Çabakçor, iyi ki varsın:)


Dün Doğuş Çabakçor'un doğumgünüydü. Herhalde Doğuş'un kim olduğunu bilmeyen yoktur ama varsa da buraya tıklayarak o şahane kişiyle tanışabilirsiniz...
Ben de ona en sevdiği dans parçalarından biri olan Everything but the girl ile bir kez daha iyiki doğdun demek istedim. İyi ki varsın, iyi ki bu şehri o güzel müziklerinle süslüyorsun Doğuş:)



.

6 Mart 2012 Salı

İyi ve kötü blogger var mıdır?

Geçtiğimiz günlerde Erol Köse bir Twit attı. Eline makine alan herkes fotoğrafçı oluyor, blog açan herkes de yazar oluyor.. gibi birşeyler yazdı. Ona katılanlar da oldu katılmayanlar da. Ben ise katılmayan taraftayım. Evet eli makine tutan herkesin fotoğraf çemeye hakkı, kalem tutan herkesin yazar olmaya hakkı ve dileyen herkesin de blog açmaya hakkı var elbetteki. Demokratik ve özgürlükçü bir toplumda yaşıyoruz... Bu konunun peşinden gelecek olan soru da benim için şudur; iyi bloggerlar olduğu gibi kötü bloggerlar da var mıdır? Yani kime göre iyi ve kime göre kötü bu işler? İşte bu sorular kafamda dönüp dururken sevgili blogger arkadaşlarımın da bu konudaki fikrini almak istedim...
Efegeozden'in 17 yaşındaki blogger'ı Efe Özden bu konudaki sorularıma tüm samimiyetiyle cevap verdi...
(Efe'nin bloguna buradan http://ventdelamode.blogspot.com/ bakabilirsiniz...)


Efe sence herkes blog açabilir mi? Ya da açsın mı?
Tabikide! İnsanlar ilgi alanlarına göre blog açabiliriler. Neden olmasın. Bence açmalılar. Diğer insanların bilgilenmeleri için bu gerekli. İnsanların kendilerini ifade etmeleri için bloglar harika bir kanal, bir araç. Belki bloğunuz sayesinde keşfedilirsiniz ve istemediğiniz işi yapmaktan kurtulursunuz. Hayatın size ne getireceği hiç belli olmaz. Bence insanlar ilgi alanları ile ilgili blog açmalılar.

İyi blogger ve kötü blogger var mıdır? Bu sence neye göre belirlenir?
Bence var. Yazmak herkesce kolay olabilir. Ama değil ne yazık ki. İyi blogger niceligi okuyucuyu sıkmadan, rahatsız etmeyecek şekilde, okuduğundan zevk vererek yazan bence iyi blog yazarıdır. Ama bunun yanında özgün ve orjinal olmalı. Güncel bilgiyi takip edip, bunu entellektüel boyuta harmanlayarak sahip olduğu bloğu kısa zaman dilimlerinde yenilemeli diye düşünüyorum. Kopyala yapıştır yaparak ya da başkalarının emek vererek hazırladığı postları çalarak yahut değiştirerek bu iş yapılamaz. Böylece iyi ve kötü blogger kavramları ortaya çıkıyor. Başkaları ne düşünür bilemem. Ama benim fikrim bu.


Sence sen iyi bir blogger mısın? Neden?
İyi bir blogger olmadığımı düşünüyorum. Ama bu konuda büyük bir yol katettiğime inanıyorum.. Gündemi gerisinden takip ettiğim aşikar. Ama entellektüel tavrımdan ödün vermiyorum tabiki de. Bloğumu okuyan bir çok blogger arkadaşım yazılarımı okurken çok eğlendiklerini, zevk aldıklarını söylüyorlar. Doğru yolda olduğuma dair bir ışık bu galiba ! :)

En favori ilk 3 blogun hangileri? Neden?
Favori bloggerlarım ayrıca blog idollerim de! Bunlardan bir tanesi Elif Uysal. Hayallerinin peşinden koşması, kararlılığı ve mükemmel kişiliği ile Elif favori bloggerım benim. Bir diğeri ise Eda Demirel Suner. Bana verdiği destek ise göz ardı edilemez. Eda olmasaydı bu blogun olacağını sanmıyorum. Bana verdiği öğütler, tavsiyeler her şeyi ile Eda sanki yıllardır kayıp ablammış gibi. 3. isim ise düşündüğüm zaman bulamıyorum ne yazık ki...


.

3 Mart 2012 Cumartesi

Moda blogu Girlshygirlguide ile blog dünyasını konuştuk…



Blog açma fikri ne zaman ve nereden çıktı?
2009’un Kasım’ından beri paylaşımda bulunuyorum. Nette çok gezinirim öyle böyle değil saatlerimi harcıyorum. Dolayısıyla çok fazla şey buluyorum ve aa çok güzelmiş diyip kalıyordum eskiden. Bunları birilerine gösterme isteğini azıcık da olsa bastırır bir blog diye düşündüm.. Evet şu an izleyicilerimle bu ihtiyacım sağlanıyor:) Bir de yakın zamanda http://bultencenneti.blogspot.com/ adı altında sadece basın bültenlerini paylaştığım bir blog daha açtım.

Bloggerlık dışında ne iş yapıyorsun?
Aslen öğrenciyim, iktisat okuyorum. 4 senedir çeşitli organizasyonlarda çalışıyorum. Şu an Socrates Event adı altında bir ajans sahibiyim.

Hangi moda bloglarını takip ediyorsun?
Yüzlerce:) Sanırım bu soruyu hangilerini seviyorsunuz diye cevaplasam problem çıkmaz =P
mellow mayoness
http://blog.mrslilien.com/ ve anketi saçmalaştırmak istemediğimden ilk aklıma gelenleri yazdım bıraktım..

Diğer moda bloglarından farkın ne?
Blogumu ilham verici bir kaynak olarak tasarlamaya çalışıyorum, bilmediğimiz okadar güzel üretimler var ki bunları bulmak için çabalıyorum. Blogumda hiç görmediklerinizi paylaşmaya çalışıyorum..

Favori modacıların kimler?
3.1 Phillip Lim ve Alexander Wang tasarımları özellikle beklediklerimdir.

Takipçilerinin artması için neler yapıyorsun? Onlarla tanışıp, görüşüyor musun?
Olabildiğince sosyal medyada bulunmaya, onlara sadece blogda değil hızlı bir şekilde facebook ve twitter üzerinden de paylaşımlarda bulunmaya çalışıyorum.. Ben beni ucundan bile olsa takip eden herkes ile tanışmak isterim, kendimi daha iyi anlatabilmek için artık yavaş yavaş tanışıyorum onlarla yeni arkadaşlıklarım doğmaya başladı:)

Blog yarışmalarına katılıyor musun?
Olabildiğince katılıp twitter ve facebookda da paylaşmaya çalışırım. Ne verilirse verilsin sonuçta emek var..

Diğer bloggerlarla aran nasıl? Kıyasıya bir rekabet olduğunu biliyoruz ve bazen bloggerlar birbirine zarar verici boyuta gelebiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?
Ben ilk başladığımda böyle şeyler yoktu araya markalar girdiğinden beri bu hediye olayları falan sanırım insanlar bu ödüller ve hediyeler için birbirini parçalar oldu.. Yoksa eskiden sadece bir günlük tutulurdu adı bu ödülü de yok.. Benim blogumdan tek beklediğim takdir görmek.. İnsanlar paylaşımımdan yararlanırsa ne mutlu bana. Tabi ki ödül kazanmak isterim ancak ben bunu meslek olarak yapmıyorum (henüz) bu benim bir çok yönümden sadece biri. Hırs gücümü vampirliğimi iş hayatı gibi diğer yönlerimde harcamam benim açımdan daha iyi olur..

Nelerden ilham alırsın?
Nette bulduğum kalp biçiminde bir kibritten bile bir sürü şey çıkarıyorum :P


Geleceğe dair planların ve hayallerin neler?
İkizler burcuyum bir anım bir anıma uymaz. Çooook uzun dönemlere ait planlar yapamıyorum.. Şu an için yeni kurdugum ajansım adına planlarım var.. Blogum adına da en az 3 bin izleyici ve binlerce yorum:) Bir de Girlshygirlguide ismi söylemesi zor ama herkes tarafından bilinse ne güzel olur:)

 .

1 Mart 2012 Perşembe

Aret Vartanyan'a göre aşktan da yaşamaktan da korkar olduk...

                                            
  Aşk ve Yaşam Korkusu
Birisine aşık olmak ve yaşam korkusu. Birbirlerine o kadar bağlılar ki...
Önce şuradan başlayalım. Bu satırları okuyan bir erkeksen bir şeyi sakın unutma. Bir kadınla konuşurken, hele ki bu kadın aşık olduğun, hayatı paylaştığın kadın ise, ağzından çıkan cümlelerden çok gözlerini, bakışlarını izle. Kadınlar, sözlerinden çok gözleriyle konuşurlar. Sözler seni yanıltabilir, gözler asla. Kadın, gözleriyle söylemek istediği her şeyi söyler. Sözcükler araya mesafe koyar, konuşmak bir kaçıştır. Ne kadar çok anlatmak, açıklamak ihtiyacı duyuluyorsa, içerik o kadar zayıf demektir.
Yaşamak korkusuna gelince. Yaşamak korkusu ölüm korkusuyla eş doğar. El ele gider. Ölüm korkusu, yaşam korkusuna dönüşür. Aşkın en derin noktasında, orgazmın en tepe basamağında ölüm hissedilir. Ölümden korktukça, aşkı da tatmini de yaşayamazsın. Korkarak yaşarsın. Korkunun olduğu yerde ‘gerçek’, kanat çırparak uzaklaşır.
Ölümü seversen, yaşamı da seversin. Ölümden korktukça yaşamdan korkarsın. Sessizlik ölümü çağrıştırır, konuşmadan duramaz insanoğlu. Ölüm korkusu kaybolduğunda, yaşamı iliklerinde hissedersin. Ölümü yok sayıp kaçamazsın. Bunu yaparsan her güzellikte, her mutlulukta ölüm işleri karıştırır. Rengarenk bir kelebeği izlediğini düşün. O birkaç gün sonra ölecek. Ölüm düşman olursa, o güzelliğin tadına varamazsın. 'O’ güzelliği kirletir. Kelebeğin güzelliğini severken, onun öleceği gerçeğini de sevebilmelisin. 
Aşık olduğun kadın için de aynı şey geçerli değil mi? Aşık olduğun kadının yaşlanmasını da, ölümünü de sevebilmelisin. Farkında olmalısın. Yıllarla birlikte o güzel yüz, solmaya kırışıklıklarla kaplanmaya başladığında o yüzü aynı ilk günkü gibi sevebilmelisin. Erkek de yıllarla organik bedeninde değişime uğrar, güçsüzleşir, kaslar sarkar. Sevebilmelisin. Sen, aşkının bedenine mi aşık oldun?
 Oysa ölüm, yaşamla eş. Öleceğin için yaşıyorsun. Azrail düşmanın değil, yol arkadaşın. Bu gerçeği sana, gereğinden fazla şişmiş egon unutturmaya çalışıyor. Egonun kaybolduğu her an, ölümü anlıyorsun. Deprem, kaza, hastalık ya da egonun kaybolduğu her anda... Gerçekten sevişirken de egon kaybolur, gerçekten severken de.. O zaman ölüm orada belirir. 
 
 Ölümü seversen yaşamın her anını seversin. Tükenişlerden korkmazsın. Egonu çıkarıp fırlatmaktan çekinmezsin. Sevdiğin kadının, adamın yaşlanmasından ürkmezsin, hüzünlenmezsin, korkmazsın. Sarıldığın her an daha bir zenginleşir. Genç bedenlerin sarılmasında aldığın hazzı güçsüz bedenlerin sarılmasında da alırsın. Hem de aynı kadına, aynı adama, aynı hislerle sarılabilmenin verdiği tarifsiz hazla... Bugün başlayamadığın birçok şeyde, bir gün onun biteceği korkusunun olduğunun ne kadar farkındasın?
Ve sevdiğin kadın yaşlandığında, bedeni solduğunda, ağzından zorlukla çıkan kelimeleri ağır işiten kulağınla duymaya çalışma. Gözlerine bak. Gözlerinde gördüğün, işte senin aşık olduğun kadın.  Aret Vartanyan
 Aret'in bu yazısını okuduktan sonra siz de ileride aşağıdaki gibi bir çift olmak istemiyorsanız hayatınızın sonuna dek "neden" ve "keşke"lerle yaşamayı bırakın. Aret'in kitaplarını okuyun. Okumayı sevmiyor musunuz? Buyrun izleyin:) http://www.aretvartanyan.com/

 .